4 Temmuz 2009 Cumartesi

like golden rays of sun in the clouds

uzun zamandır kendi halimde değilim blog!önce mutlaka yazmam gereken iki konuya değineceğim sonra neden kendimde değilim oraya varıcam.**şimdi ayrı bir post yazmaya karar verdim**


micheal jackson öldü,üzüldüm."çocukluğum öldü" diyemiyeceğim nitekim 20 yaşındayım ama dünyaya getirdiği "orjinallik" bakımından 80leri gerçekten 80ler yapan bir çağın devi ölüp gitti,bu kadar etkili bir insanın ölümüne üzülmemek elde değil.80ler dünyanın demirden yumruklarla yönetildiği bir çağda(margaret thatcher,ronald reagan,iran-ırak savaşları,soğuk savaşın bitiş yılları,sıkıcı yıllar)türkiyenin darbeden yıllarında aslında çok sıkıcı bir nesil gelip geçecekken dünyada micheal jackson çıkıyor,moonwalk yapıyor en nihayetinde 80lerin bir kişiliği oluyor.
bir de ülkemde şöyle bir durum var "michealjacksonınölümüneüzülmeninayıpbirşeyolduğu" ya da umursanmadığı bana acayip geliyor,elvis presley in zamanında yaşayıp onun ölümüne üzülmemek gibi bir şey bu.MJ hakkında belgeseller izledikten sonra aslında ne kadar da mutsuz bir insan olarak öldüğünü düşünüyorum.çocuk tacizi suçlamaları ve daha sonra bugünlerde o çocuğun babasının zoruyla sırf para kopartmak için kullanıldığını öğrendik.ne kadar acı adam yıllarca bununla uğraştı,paparazziler peşini bırakmadı.MJ hakkında en doğru düzgün haber yapan kanal ve gazete habertürk bence,gazetede okuduğuma göre çocuklarının bakıcısı MJ in para konusunda çok "safça" hareket ettiğini anlatıyor ve çok kullanıldığını.önüne gelen her kağıda hiç dikkat etmeden imza attığını bu yüzden çok borca girdiğini ve son olarak turnesi için yaptığı sözleşemede "10" konser diye imza atması ama belgede "50" konser sayısını duyunca strese girip bunun yerine "keşke ölsem" demesi.inanılmaz bir başarı takıntısı varmış zaten yaptığı büyük prodüksiyonlu klipleri,konserleri organizasyonlarından anlaşılıyor bunlar.albümleri için 100den fazla şarkı yaptığı ve bunlar için 10-15 tanesini seçtiğide biliniyor çok mükemmeliyetçi bir insan...bu belgesellerden birinde önceden bilmediğim "jackson 5"ı duyuyorum.star ışığı diyorlar ya MJ in o 10-11 yaşlarındaki halinde bile bir farklılık var,dansı,duruşu o kadar sempatik ki.kendisi bu zamanları hiç hayırla anmıyor malesef ki.babası sayesinde 6 yaşında sahneye adım atan MJ 25 yaşına kadar "sözleşmede" babasına bağlı kalıyor ve o yaştan sonra artık özgürlük varken asıl MİCHEAL JACKSON oluyor.çocukluğunda "jackson 5" içinde abileri tarafından çok ezilmiş,hep diyoruz ya çocukluğunu yaşayamamış işte o zamanların ürünüdür bunlar.
Jackson 5 dan çok güzel bir şarkı;

***
size iranla tanışmamı anlatmak istiyorum.muhafazakar bir ailede büyüdüm,benim çocukluğumda henüz ahmet hakan ın sandalyesine yastık koyarak haber sunduğu,bayanlarla el sıkışmadığı bir dönemde zahid akman ın sakallarının olduğu erbakan döneminin "idealist" insanlarının "kanal 7"si vardı.bizim evde sabahtan akşama kadar "kanal 7" açık olurdu,belki inanmayacaksınız ama o zamanlar kanal 7 kültürlü bir kanaldı,tabi ki bu kültür türü jazz falan değildi ama islami entellektüalite dediğimiz ciddi işleri yayımlarlardı.gün esma-ül hüsna ile başlardı ramazan ayı gelince bir iran yapımı olan "ashab-ı kehf (yedi uyurlar)"ı yayımlardı kanal 7 her gün.o zaman iran yapımı ın envai çeşit sinema filmini yayımlarlardı. taa o zamanlar izlemiş ve aşinalığım olmuştu,o zamanlar hayran olmuştum bu kadar basitlik sadelik içinde hepimizin yaşadığı sıradan duyguları nasıl bir büyünün içinde anlatıyorlardı.iranı hep kendi ülkeme yakın görürüm,çok benzer yanımız olduğunu düşünürüm.onlarda bizim gibi islamiyeti arap olmayıp kabul edenlerden ve islamiyete kültür zenginliği katan bir millet.aslında tarihteki iran devletlerini hep türkler kurmuş ama osmanlı topraklarına katamamıştıronlarda da bizim gibi milletiyle övünme hafif mağrurluğa kaçan bir sevgi durumu vardır.yıllar sonra bir gün persepolisi izledim,marjane satrapi inanılmaz samimi bir kadın... persepolis dışındaki eserleri de çok güzeldir,tavsiye ederim.izleyenler bilir gene çok içten bir filmdir,kısa bir iran tarihi(yanlıdaolsabilgilendirici),hepimizin ergenlik sorunları,ülkeyi terk ediş,biraz özgürlük...
gelelim filmlerden uzak irana...aslında ülkemizin insanlara yabancı gelmeyen bir "şey" içindeler.ben buna "oyun" demek istemiyorum,herkes yeri gelince ne kadar bildiğini söyler bu "oyun" hakkında,amerika ingiltre ve bazıları müdahele eder durur diye ama o çok bilgisi olanlar bugün çözüm adına hiç bir şey yapamaz,en güzel eylem konuşmaktır çünkü...iranda bir şeyler oluyor bazıları sonun başlangıcı yoksa devrim adımlarımı diye yaklaşıyor.bakış açımız o kadar saçma ki devrim dedikleri şeyi rejimden kurtulmak olarak anlıyorlar ama biraz iran seçimlerini takip ettiyseniz makyajlı kızların ahmedinejad diye bağırdıklarını görüp hafif dumur olabilirsiniz.çünkü kazın ayağı bizim anladığımız gibi değil,iran halkı bizim gibi dedim ya inanılmaz milliyetçiler amerikaya karşı batıya herkesten kendilerini üstün gören bir ırk,ahmedinejad kafa tutuyor rest çekiyor ve milliyetçi bu yüzden seviliyor da.şimdi söyleyeceklerim kendi düşüncelerimdir,komünizmden hep nefret ettim ve edeceğim,bazılarımızın romantik yaklaştığı bu düşünce tarzı her zaman despotluğa ezmeğe insanları sindirmeğe yol açmıştır,irandaki rejimde komünizm kisvesi altında.bakın size bir video izleteceğim halkını sindiren iran hakkında;

IRAN: A Nation Of Bloggers from ayrakus on Vimeo.


neden suç komünizmde olsun ki diyorsunuzdur muhtemelen bir gün sırf bu konu hakkında düşüncelerimi uzun uzun yazacağım.şimdi ki iran direnişini görünce bir zamanlar ırakla olan o kanlı savaş yıllarında iran halkının sağlamlığı ile ilgili bir muhabbet geçti aramızda sanırım bir film izliyorduk ve filmdeki halk ayaklanmış saraya doğru yürüyorlar karşı taraf harekete geçiyor,silahlar patlıyor halk kaçıyor.o zaman arkadaşım diyor ki iranda savaşın olduğu zamanlarda halk etten ordu olup askerin karşısına dikilirmiş hiç kimse yerinden kıpırdamazmış öndekiler öldükçe arkadakiler ve sonrakiler ama hep direniş...
artık iran denilince çocukken izlediğim majid majidi filmleri değil de şimdi haksızlıklarla boğuşan bu mutsuz ülke geliyor aklıma...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.